WEEE VE ROHS DİREKTİFLERİ
Bilindiği üzere, teknolojik gelişmenin günden güne hız kazanması, elektrikli ve elektronik ekipman atık miktarının da hızla artması sonucunu doğurmaktadır. Nitekim AB verilerine göre, hali hazırda elektrikli ve elektronik ekipman atıklarının, tüm atıkların % 4’üne ya da yıllık 6.5 milyon tona tekabül ettiği tahmin edilmektedir. Bu durum hem tabiatı kirletmekte hem de dünyanın daha az gelişmiş bölgelerine teknoloji akışını engellemektedir.
Bu kapsamda, atıkların çevre ve insan sağlığına karşı olumsuz etkilerinin önlenmesi amacıyla Avrupa Birliği Komisyonu, 2002/96/EC sayılı “Elektrikli ve Elektronik Ekipman Atıkları Direktifi” (Waste of Electronic and Electrical Equipment-WEEE) ile 2002/95/EC sayılı “Bazı Zararlı Maddelerin Kullanılmasının Sınırlandırılması Direktifi”ni (Restriction of the Use of Certain Hazardous Substances-RoHS) yayımlamıştır.
Bahse konu WEEE Direktifi, elektrikli ve elektronik ekipman atıklarının ayrı toplanmasını ve geri kazanımını zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda, üreticilerin ürünlerinin ömrünü tamamlama aşamasından da sorumlu tutulmaları esasından hareketle, söz konusu üreticilerden ürünlerini geri kazanım, geri dönüşüm ve parçalanabilirlik olanaklarını değerlendirerek tasarlamaları beklenmektedir. Anılan Direktif, 13 Şubat 2003 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, üye ülkelerden 13 Ağustos 2004 tarihine kadar Direktife ilişkin uygulama yasalarını çıkarmaları talep edilmiştir. Söz konusu süreci takiben, 13 Ağustos 2005 tarihi itibariyle piyasada yer alacak ürünlerin, yeni kurallara bağlı olarak sınıflandırılması ve etiketlenmesi esası getirilmiştir. 31 Aralık 2006 tarihi itibariyle ise üye ülkelerden, bu tür atıklar için toplama, yeniden kullanma, geri dönüştürme ve geri kazanım hedeflerini gerçekleştirmeleri beklenmektedir.
Öte yandan, WEEE Direktifini tamamlayıcı nitelikte olan RoHS Direktifi ise elektrikli ve elektronik ekipmanların bazı tehlikeli madde içeriklerinin azaltılmasını teminen yayınlanmıştır. RoHS Direktifine göre elektrikli ve elektronik ekipman atıkları ayrı toplanmış olsalar dahi içerdikleri tehlikeli maddelerden dolayı risk taşımaktadırlar. Söz konusu maddeler ise ağır metaller, PBB (çok bromlu bifenil) ve PBDE (çok bromlu difenil eteril) olarak sıralanmaktadır. Anılan Direktif 13 Şubat 2003 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, üye ülkelerden 13 Ağustos 2004 tarihine kadar Direktife ilişkin uygulama yasalarını çıkarmaları beklenmiştir. 13 Şubat 2005 tarihi itibariyle Avrupa Komisyonu, yeni bilimsel gerçekleri göz önüne alarak Direktifin uygulanmasının yeniden gözden geçirilmesini ve yasak madde listelerine yenilerinin eklenmesini önermiştir. 1 Temmuz 2006 tarihinden itibaren ise piyasada yer alacak elektrikli ve elektronik ekipmanlarda kurşun, civa, kadmiyum, heksavalent krom, PBBs ile PBDEs maddelerinin diğer maddelerle değiştirilmiş olması gerekmektedir.
Diğer taraftan, WEEE ve RoHS Direktifleri kapsamında AB’nin almış olduğu benzer tedbirler, dünyanın diğer bölgelerinde de kabul edilmeye başlanmıştır. Bu ülkeler arasında Japonya öncü konumdadır. ABD ise Ocak 2007 tarihi itibariyle benzer bir uygulamaya geçmeyi hedeflemektedir. Bununla birlikte, Asya ülkeleri ile özellikle Çin’de bulunan küçük firmalar bahse konu tedbirleri alma hususunda görece yavaş hareket etmektedirler.
WEEE Direktifi, AB Kurucu Antlaşması’nın 175/1 maddesi temel alınarak benimsenmiş olup, söz konusu madde yalnızca çevre koruma düzeyinin arttırılmasına ilişkin bulunmaktadır. Bu çerçevede, Üye Devletlerin, Avrupa Antlaşmasıyla uyumlu önlemler alırken, Direktif şartlarından daha sıkı kurallar oluşturma ve uygulama serbestisi bulunmaktadır.
Öte yandan, RoHS Direktifi ise AB Kurucu Antlaşması’nın 95. maddesi temel alınarak benimsenmiştir. Dolayısıyla, üye devletlerin WEEE Direktifi aksine, RoHS Direktifinin şartlarından daha sıkı kurallar oluşturma ya da uygulama serbestisi bulunmamaktadır. Söz konusu Direktif, ürün bileşenlerine kısıtlamalar getirmektedir. Bu bağlamda, anılan Direktifin iç piyasa fonksiyonu açısından tüm üye devletlerde aynı şekilde uygulanması büyük önem taşımaktadır.
WEEE Direktifine ilişkin temel esaslar aşağıda maruzdur:
- Bahse konu Direktif ile elektrikli ve elektronik ekipman atıklarının oluşumunun önlenmesi ve bu tür atıkların azaltılması için yeniden kullanımı, geri dönüşümü, tekrar işleme proseslerinin kullanılmasının sağlanması ve diğer geri kazanım şekillerinin geliştirilmesi amaçlanmaktadır.
- Söz konusu Direktif, 10 kategori altında, büyük ve küçük ev aletlerini, bilgi teknolojileri (IT) ve telekomünikasyon ekipmanlarını, tüketici ekipmanlarını, aydınlatma ekipmanlarını, elektrikli ve elektronik araçları (büyük ölçekli sabit endüstriyel araçlar hariç), oyuncak, eğlence ve spor ekipmanlarını, tıbbi aletleri (kontamine olanlar hariç), kontrol ve izleme aygıtlarını ve otomatik satış makinelerini kapsamaktadır. Ayrıca, Direktif kapsamında bulunan ürün kriterlerine ilişkin detaylı tablo EK-1’de yer almaktadır.
- Anılan Direktif çerçevesinde, Üye Ülkelerin yerel üreticilerinden ürünlerini, elektrikli ve elektronik ekipmanların atıklarının parçalanabilirlik olanaklarının, geri kazanımının, özellikle yeniden kullanımının ve geri dönüşümünün göz önüne alarak dizayn etmeleri ve üretmeleri hususunda teşvik etmeleri beklenmektedir. Ayrıca, üreticilerin ayrı olarak toplanmış elektrikli ve elektronik ekipmanın geri kazanımı için sistemler kurması gerektiği ifade edilmektedir.
- Bahse konu Direktif çerçevesinde getirilen kurallar açısından etkilenecek üreticiler; kendi markası altında elektrik ve elektronik cihaz üretimi ve satışı yapanlar, başka üreticiler tarafından yapılan ürünleri kendi markası altında satanlar ile üye ülkelere profesyonel olarak elektronik ürün ithalatı ve ihracatı yapanlar olarak sıralanabilir.
- WEEE Direktifi kapsamında gerek toplama gerekse geri dönüşüm miktarları için her ülke kendi hedeflerini belirlemektedir.
- Söz konusu Direktifin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren piyasaya sürülecek her bir ürünün ayrı toplanması, yeniden kazanılması veya bertaraf edilmesiyle ilgili her türlü maliyet üreticinin sorumluluğunda olacaktır. Üretici bu sorumluluğu tek başına üstlenebileceği gibi başka gruplarla da birleşerek gerçekleştirilebilir. Bunun yanı sıra her üretici, piyasaya sürdüğü ürünün atık yönetiminin kendisinin (toplama, geri kazanım, geri dönüşüm, bertaraf) sorumluluğunda olduğunu garantileyecektir. Toplanamayacak atıklar için teminat verecek ve bu taahhüdünü ürün üzerinde etiketleyerek belirtecektir.
- Bahse konu Direktif, ekipman üreticisinin cihazların kullanım süreleri sonuna gelindiğinde geri dönüşüm ve geri kazanım masraflarını üstlenmesini mecburi tutmaktadır. Direktife göre nihai tüketiciler, elektrik ve elektronik atıklarını ücretsiz olarak üreticiye iade edebilecekler ve iade edilen atığın veya bileşenlerinin geri dönüşümü ve yeniden kullanımı, maddenin geri kazanımından öncelikli olacaktır.
- Komisyon, Üye ülkelerden en geç 31 Kasım 2006 tarihine kadar, geri kazanım ve geri dönüşüm tesislerine giriş ve çıkışlarda elektrikli ve elektronik ekipman atıklarının ağırlığının, her yıl kişi başına 4 kg dan az olmamak kaydıyla belirlemelerini istemiş bulunmaktadır. Süreci takiben, 31 Aralık 2008 tarihine kadar Avrupa Parlamentosu ve Konseyi geri kazanım, geri dönüşüm ve yeniden kullanıma ilişkin yeni hedefler koyacaktır.
- Üye Ülkeler kendi bölgelerindeki üreticilerin kayıtlarını hazırlayacaklar ve piyasada yer alan elektrikli ve elektronik ekipmanın toplanması, geri dönüşümü ve geri kazanımındaki miktar ve kategorilere ilişkin bilgileri tutacaklardır. Bu direktifin uygulanması ile ilgili raporlar üye ülkeler tarafından Komisyona gönderilecektir. İlk rapor 2004 - 2006 dönemini içerecektir. Komisyon Üye Ülkelerden bu raporları temin ettikten dokuz ay sonra konuyla ilgili bir rapor yayınlanacaktır. Anılan rapor henüz yayımlanmamıştır.
- WEEE Direktifi 10. madde ile, 13 Ağustos 2005’ten sonra piyasada yer alan elektrikli ve elektronik ekipmanlar için söz konusu ekipmanların ayrı toplanması gerektiğini gösterir nitelikte, üzerine çarpı işareti konmuş bir çöp kutusu etiketlemesinin görünür ve okunaklı bir şekilde basılması gerektiği öngörülmüştür.
- Üye Ülkeler Direktifin uygulanmamasına ilişkin cezaları kendileri belirleyecektir.
Elektrikli ve Elektronik Ekipmanlarda Bazı Zararlı Maddelerin Kullanılmasının Sınırlandırılması (The Restriction of The Use of Certain Hazardous in Electrical and Electronic Equipment - RoHS) Direktifi (2002/95/EC)’e ilişkin temel esaslar aşağıda maruzdur:
- RoHS Direktifi, elektrikli ve elektronik ekipmanların üretim sürecinde, altı maddenin (kurşun, civa, kadmiyum, heksavalent krom, PBBs ile PBDEs maddeleri) kullanımını kısıtlayarak, söz konusu ürün atıklarının çevresel etkilerini azaltmayı ve aynı zamanda WEEE Direktifini tamamlayıcı nitelikte, insan sağlığı ve çevrenin korunmasını sağlayacak şekilde bu ürünlerin geri kazanımını ve bertarafını sağlamayı amaçlamaktadır.
- Söz konusu Direktif, büyük ve küçük ev aletlerini, bilgi teknolojileri (IT) ve telekomünikasyon ekipmanlarını, tüketici ekipmanlarını, aydınlatma ekipmanlarını, elektrikli ve elektronik araçları (büyük ölçekli sabit endüstriyel araçlar hariç), oyuncak, eğlence ve spor ekipmanlarını ile otomatik satış makinelerini kapsamaktadır. Söz konusu Direktif kapsamında bulunan ürün kriterlerine ilişkin detaylı tablo EK-2’de yer almaktadır.
- Anılan Direktife göre, 1 Temmuz 2006 tarihinden itibaren piyasada yer alacak elektrikli ve elektronik ekipmanlarda kurşun, civa, kadmiyum, heksavalent krom, PBBs ile PBDEs maddelerin diğer maddelerle değiştirilmiş olması gerekmektedir. Hariç olan maddeler ise Direktifin eklerinde sınıflandırılmıştır.
- Direktifteki “piyasada yer alma ifadesi”, Topluluk piyasasında ilk kez yer almak üzere ürünü mevcut kılacak ilk eyleme karşılık gelmektedir. İlk kez mevcut kılmak ise, yeni bir ürünün ya da ürün hattının başlatılmasına değil, madde sınırlandırılması için verilen 1 Temmuz 2006 tarihinden sonra ekipmanın her bir ayrı parçasının piyasada yer almasını ifade etmektedir. Başka bir deyişle piyasada yer almanın kapsamı ayrı birim veya seri olarak üretilip üretilmemesine bakılmaksızın bir ürün tipine değil her bir ürüne karşı gelmektedir. Söz konusu ifade, Direktifte net biçimde tanımlanmamış olmakla birlikte, Avrupa Komisyonu’nun “Yeni Yaklaşım ve Global Yaklaşıma Dayalı Direktiflerin Uygulanması Rehberi”ndeki tanımdan yola çıkarak yorumlanmaktadır.
- Bahse konu Direktif çerçevesinde getirilen kurallar açısından etkilenecek üreticiler, kendi markası altında elektrik ve elektronik cihaz üretimi ve satışı yapanlar, başka üreticiler tarafından yapılan ürünleri kendi markası altında satanlar ile üye ülkelere profesyonel olarak elektronik ürün ithalatı ve ihracatı yapanlar olarak sıralanabilir.
- RoHS Direktifi kapsamında anılan maddelerin kısıtlanması yalnızca nihai ürün için söz konusu olmakta, üretim süreci ise bu kısıtlamaya tabi tutulmamaktadır.
- Direktif, sadece piyasada yer alan ürünlere uygulanmaktadır. Kişisel kullanım için geliştirilen ürünler Direktifin kapsamı dışında tutulmaktadır.
- RoHS Direktifi, 1 Temmuz 2006’dan önce piyasada yer alan elektrikli ve elektronik ekipmanların yeniden kullanımı veya tamirinde kullanılan yedek parçalara ise uygulanmayacaktır. Bu durum eski ekipmanların yedek parçalarla ve yeniden kullanımına olanak sağlamaktadır. Ancak söz konusu muafiyet, 1 Temmuz 2006 öncesi piyasada yer alma şartıyla sınırlanmıştır.
- WEEE Direktifi, karşılanması gereken en düşük geri dönüşüm seviyesini belirlerken, RoHS Direktifi, hangi maddelerin kısıtlanması gerektiği ile izin verilen madde seviyelerine ilişkin sınırları kesin olarak belirlemektedir. Nitekim yeni üretilecek ekipmanlar için kurşun, civa, heksavalent krom, PBBs ve PBDEs maddeleri için homojen materyallerde (materyalin mekanik olarak farklı materyallere ayrılmamış hali) ağırlıklarının %0.1’i kadar, kadmiyum için ise homojen materyallerde ağırlıklarının %0.01’i kadar maksimum konsantrasyon değerleri 18 Ağustos 2005 tarihli Komisyon Kararı ile kabul edilmiştir.
- Söz konusu madde ve materyallerin kullanım alanları aşağıdaki gibi özetlenebilir:
- Kurşun: Lehim, aktif ve pasif elektronik malzeme, terminasyon uçları, baskılı devre kaplamaları, cam, akü ve piller.
- Kadmiyum: Elektoliz kaplamalar, plastik malzeme, NiCd piller, kıvılcım çıkaran kontaklar.
- Civa: Piller, anahtarlar, sensörler, röleler, floresan lambalar vs.
- Heksavalent Krom: Krom, kaplamalar.
- PBB-PBDE: Alev almayı önleyici malzeme.
- Yukarıda anılan ve RoHS Direktifince kısıtlanan maddelerin muadili niteliğindeki maddeler ile ikame maddelerin kullanım durumunda ortaya çıkabilecek dezavantajlar aşağıdaki gibi özetlenebilir:
|
Zararlı Madde |
Muadil Madde ve Dezavantajı |
|
Kurşun/ Kalay İçeren Lehim |
Kalay ile başka materyalleri içeren lehim kullanılabilir. Ancak Kurşun içermeyen lehim daha yüksek derecelerde erimektedir. |
|
Gümüş/ Kadmiyum Oksit |
Gümüş/ Kalay Oksit kullanılabilir. Ancak bazı durumlarda ürünlerin ömürleri kısalabilmektedir. |
|
Civalı Kontaktlar |
Altın kaplama kontaktlar kullanılabilir. Ancak, ömür süresi kısa olmakla birlikte, civa kullanmaksızın zero bounce elde etmek mümkün olmamaktadır. |
|
Heksavalent Krom |
Çeşitli malzemeler kullanılmakla birlikte etkileri düşük düzeyde olmaktadır. |
|
PBB-PBDE |
Çeşitli malzemeler kullanılmakla birlikte aynı etkiyi sağlamak için daha fazla malzeme kullanımı gerekmektedir |
- RoHS bir Avrupa Birliği Direktifi olduğu halde, Avrupa dışındaki elektrikli ve elektronik ekipman üreticileri, Avrupa’ya söz konusu ekipman ihracatında anılan mevzuata uymak durumundadır.
- Bahse konu Direktif tanımının, Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında farklılık göstermemesi hususunun, RoHS Sertifikası alan şirketlerin, söz konusu ekonomik alan içinde faaliyet göstermesi açısından son derece önemli olduğu görülmektedir.
- RoHS için standart bir işaret belirlenmemiş olmakla birlikte, her firma kendisine göre bir amblem seçmiş bulunmaktadır. Bazı firmalar “kurşunsuz” anlamında üstü çizili Pb sembolünü kullanırken, bazı firmalar da zararlı maddelerin yalnızca kurşundan ibaret olmadığını vurgulamak adına RoHS kelimesini içeren birtakım semboller kullanmaktadır.
- Üye Ülkeler Direktifin uygulanmamasına ilişkin cezaları kendileri belirleyecektir.
Yukarıda anılan Direktiflerin, ülkemiz açısından etkileri değerlendirilirken üretimimizi ihraç ve yurtiçi pazar olarak ayırmadığımızdan her ikisinin de bir arada ele alınmasında fayda bulunmaktadır. WEEE ve RoHS Direktifleri için gelişmeler ülkemiz adına T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından takip edilmektedir. Anılan Bakanlıkça yapılan çalışmalar ışığında söz konusu Direktiflerin uyumlaştırılmasını teminen gerekli Yönetmeliğin 2006 yılı içinde yayımlanması ve 1 yıl sonra da yürürlüğe girmesi planlanmaktadır. Söz konusu Bakanlık, taslağa ilişkin çalışmalarını Arçelik, Vestel gibi halihazırda anılan direktiflere uyumlu üretim yapan büyük firmaların yanı sıra TürkBEST (Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği) ile koordineli biçimde sürdürmektedir.
Öte yandan, Avrupa’da; İngiltere, Almanya, Fransa ve İtalya’nın da yer aldığı pek çok AB Ülkesi, Direktiflerin öngördüğü zamanda uygulamaya geçemeyeceklerini açıklamışlardır. Söz konusu Direktiflerin; pil veya ambalaj atıkları veya enerji etiketlemesi gibi bir düzenlemenin de ötesinde, çok büyük çaplı altyapı yatırımları, uzun vadeli araştırma ile planlar ve ciddi maliyetler gerektiren yapıya sahip olmaları nedeniyle Avrupa’da olduğu gibi ülkemiz açısından da uygulanmalarında gecikme, belirsizlik ve tereddütler oluşması olasıdır. Ülkemizde ise söz konusu unsurlara ilaveten, altyapı, tüketici ve çevre bilinci, coğrafi şartlar, elektrikli ve elektronik eşya kullanım oranının düşüklüğü gibi birtakım engeller bulunmaktadır.
Genel olarak her iki Direktifin de sektöre olumsuz etkileri olması muhtemeldir. Her şeyden önce, WEEE Direktifi için yukarıda anılan “kişi başına kg” olarak hedef gösterilen atık miktarlarının gerçekleşmesi sektör tarafından mümkün görülmemektedir. Nitekim AB Komisyonu konuya ilişkin halihazırda bu noktada bir revizyon çalışması içerisinde bulunmaktadır. Ayrıca ülkemizde AB ülkelerinde olduğu gibi beyaz eşyaların çöplüklerde veya çevreye atılmış halde görülmesi durumuna henüz rastlanmamaktadır. Bu konunun getireceği diğer bir yük ise toplanan ürünlerin tekrar kazanılması zorunluluğudur ki bu konuda AB standartlarına ulaşmak için Ülkemiz önemli ölçüde yatırımlara ve finansmana ihtiyaç duyacaktır. Uygulanması halinde söz konusu Direktifler, bazı üretim süreçlerini değiştireceği ve alternatif maddelerin kullanımını gerektireceğinden maliyeti arttırıcı bir nitelik de taşımaktadırlar.
Bugüne kadar sektörde yer alan büyük firmaların uyum sağladığı söz konusu Direktiflere, küçük ölçekli firmaların uyum sağlamasının görece daha güç olacağı düşünülmektedir.

